Yılın ortalarına gelmeden gıda fiyatları adeta roket gibi yükseldi ve bu durum, yurttaşların sağlıklı beslenme hayallerini tehdit eder hale geldi. Sağlık Bakanlığı’nın referans menüleri doğrultusunda yapılan değerlendirmeler, mutfaktaki enflasyonun resmi verilere göre çok daha yüksek seyrettiğini ortaya koydu. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün hazırladığı ‘İdeal Beslenme Endeksi’ raporuna göre, 2026’nın ilk üç ayında sağlıklı beslenmenin maliyeti yüzde 20’yi aştı.
Dört kişilik bir aile için gereken aylık gıda harcaması 51 bin TL’ye ulaştı. Raporda, 10 yaşında bir kız çocuğu, 16 yaşında bir erkek çocuk, 42 yaşında bir kadın ve 42 yaşında bir erkeğin bulunduğu bu ailenin günlük sağlıklı gıda harcamalarının mart ayı sonunda 1706 TL’ye çıktığı belirtildi. Ancak bu maliyet, sadece çiğ gıda ürünlerini kapsıyor; yemeğin pişirilmesi için gerekli elektrik, doğalgaz ve su masrafları ile hazırlık sürecinde harcanan emek ve zaman bu hesaplamaya dahil edilmedi. Dışarıda yemek yeme maliyetleri de eklendiğinde, hanelerin gerçek mutfak enflasyonunun daha yüksek olduğu düşünülüyor.
Rapor, Türkiye’deki gelir eşitsizliğinin gıda harcamalarına da yansıdığını gösteriyor. En yoksul yüzde 20’lik kesim, toplam harcamalarının yüzde 30,4’ünü gıda ve alkolsüz içeceklere ayırmak zorunda kalırken, en zengin yüzde 20’lik kesimde bu oran yalnızca yüzde 12,8’de kalıyor.
Özellikle çok bireylili ve çocuklu haneler için harcama tutarlarının ulaştığı seviyeler, aylık maliyet üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Elde edilen bulgular, sağlıklı ve dengeli beslenme standartlarının korunmasının, kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına rağmen haneler için artan bir maliyet yükü doğurduğunu gösteriyor. Günlük maliyetlerdeki küçük artışların, aylık toplam harcamalara yansıdığında büyük boyutlara ulaşabileceği uyarısı ise dikkate alınması gereken bir durum.